SEYR-EDERKEN ALEMİ KURDELEYİ KESTİ

IMG_6107Benimde içinde bulunduğum, Ayşe Akhan fotoğraf grubu kendi çekimlerinden oluşan karma sergiyle 7 Nisan cumartesi, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde açılışını gerçekleştirdi. Âlemdeki her şeyi kapsadığı için Seyr-Ederken Âlemi olarak ifade edilen serginin kurdelesini, fotoğraf eğitmeni Ayşe Akhan kesti.

Sergideki eserlere, Ayşe Akhan öncülüğündeki öğrenciler; Ayla Beşikçi, Ayşe Aycan Arıcan, Bihter Yılmaz, Bülent Özel, Büşra Akgümüş, Dilek Mert, Dilşat Yeğen, Esat Sarıkaya, Esra Kul Taşlı, Gülizar Sadıkoğlu, Gülşen Sayar, Nagehan Kösem, Olcan Tok, Osman Türkmen, Selma Topçu, Serpil Çiftçibaşı, Suzan Yılmaz, Suavi Mollaahmetoğlu ve Yavuz Selim Bayrak hayat verdi. Her katılımcının iki ya da üç çalışması sergideki yerini aldı.

Sergi, fotoğraf eğitimimizin bir senelik öğrenim sürecinin sonucu olarak ziyaretçilerin karşısına çıktı. Fotoğraflar, eğitimimiz  süresince gezilen yerlerden izler sunuyor. Doğa, portre, siyah beyaz ve iç mekan çekimleri olmak üzere değişik eserler görebilirsiniz. Sergiyi 13 Nisan 2018 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

 

Reklamlar

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ SERGİSİ “MOR” KOZYATAĞI KÜLTÜR MERKEZİ’NDE…

Kadınlar Günü’nün Ortaya Çıkış Serüveni

Ülkemizde kadınların değerini o kadar çok hissedemesek de, bizim de içinde bulunduğumuz Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor. Bilindiği gibi Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün çıkışı, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin Newyork kentinde yaşanan acı bir olaya dayanıyor. Çalışma şartlarının iyileşmesi için işçiler grev yapmaya kalkıyor. Bunun üzerine de, polis tarafından fabrikaya kilitleniyorlar. Çıkan yangın sonrasında, çopu kadın olan 129 işçinin hayatını kaybetmesi de bir dönüm noktasının başlangıcı oluyor. 1910 yılında, 2. Enternasyonal, Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplandı. Bu toplantıda, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi. Oy birliğiyle de kabul edildi. Dünya Kadınlar Günü ilk 19 Mart 1911’de anıldı. Birleşmiş Milletler tam 66 yıl sonra, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etti.

MOR SERGİSİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR

Kadınlar günü yaklaşırken, 8 Mart ile ilgili yazılar, eylemler ve sanatsal etkinlikler de kendini göstermeye başladı. Sergiler bu etkinliklerin başında geliyor. Pek çok sanat galerisinde ya da kültür merkezinde, Kadınlar Günü’nü simgeleyen, fotoğraf ve resim sergileriyle karşılaşmanız mümkün gözüküyor. Kadıköy Belediyesi bünyesinde yer alan Kozyatağı Kültür Merkezi’nin A galerisinde de “Mor” adındaki sergi ziyaretçilerini bekliyor.

HER ÜRÜNÜN İÇİNDE BİR MOR…

Sergi de her bir çalışmanın içerisinde mor rengi bulunuyor. Mor kişiye aslında, pek çok şeyi anımsatıyor. Hele kadınlar söz konusu olduğunda aklımıza çok fazla düşünce geliyor. İlk de şiddet gören kadınlara ithafen Mor Çatı Kadın Sığınma evleri bu fikirlerin başını çekebiliyor. Çünkü toplumumuzda şiddet gören, tecavüz ve cinayet kurbanı kadın sayısı her geçen gün artıyor. Fakat, bu adı almasına en iyi açıklamayı, renk psikoloji uzmanı Harald Braem getiriyor. Erkeksi kırmızı ile, kadınsı mavinin karışımını mor rengi alıyor. Üstelik, kadın hareketleri açısından, tüm hakların eşitliğin, simgeliyor. Bu yüzden kadınlar dünyada, hakların eşitliğini savunmak, kendilerine uygulanan her türlü şiddete dur demekve seslerini herkese duyurmak adına eylemlerinde “mor” rengini kullanıyor.

unnamed

Kozyy’nin üst katındaki Gazanfer Özcan Sahnesi’ni de görebileceğiniz, A salonunda yer alan sergi foto blog şeklinde devam ediyor. Çeşitli sanatçıların eserleri yer alıyor. Eser sahiplerinin isimleri foto bloğun sağ alt köşesinde yazıyor. Bir fotoğrafta duvarı mor görüyorsunuz. Başka bir çalışma da sadece, arkası dönük kapıya yapışık, kadın figürünün üzerindeki elbise de mor tasvir ediliyor. Bazı fotoğraflar da hiç kadın yer almıyor. Mor bir çiçeği yakın planla çekilip, kadınlara ithaf edildiğini anlıyorsunuz. Çok farklı çalışmalar da kendini gösteriyor. Keman çalan bir kadının sadece şapkasındaki mor renk dikkat çekiyor. Buna ek olarak, sahnede gösteri yapan balerinin etrafındaki ışıkla ifade edilen mor, yaratıcı ürünlerin arasında kendini gösteriyor.

Sergiyi 18 Mart’a kadar Kozzy Alışveriş Merkezi’nin üst katındaki A salonunda ziyaret edebilirsiniz.

 

 

TARİHİ BERGAMA EVLERİNDE KISA BİR YOLCULUK…

Geçtiğimiz yaz, İzmir’İn Bergama ilçesinde turistik bir gezi yaptım. İlgimi en çok çeken kısım da tarihi 18.yüzyıla dayananan Bergama evleri oldu. Yan yana dizili köklü bir geçmişi olan evlerin tarihinden bahsedip, sonra da o bölgede gerçekleştirdiğim fotoğraf çekimlerine değineceğim…

BERGAMA EVLERİ HAKKINDA TARİHSEL BİLGİLER…

Bergama’da birbirinden farklı ev tipleri bulunmakla beraber, dış sofalı ve iç sofalı evler olmak üzere iki şekilde inceleniyor. Dış sofalı evlerin tarihi 18.yüzyılın sonlarına dayanıyor. Ayrıca evlerin odalarında, biri büyük diğeri de küçük olmak üzere pencereler bulunuyor. Türk evlerinin çoğunluğunda Helenistik döneme ait izler görülüyor. Geleneksel Türk evleriyle, Kağit Rum evleri, Kale Mahallesi’nin sokaklarını oluşturuyor. Rum evlerini 20.yüzyılda yapılmaya başlanmış karma sistemdeki Cumhuriyet dönemi evlerini oluşturuyor. Buna ek olarak, evler ziyaretçileri kültürel miras alanı içerisinde karşılamakla beraber, moloz taş, ince yonu taş duvar, taş ile tuğla almaşık gibi örgü tiplerine sahip oluyor. Pek çok yapı onarılmış, günümüzde de otel ya da restaurant olarak hizmet veriyor. Evlerin hemen hemen tümünde çatılar kiremitle örtülü ve iki yana eğimli olduğu biliniyor. Üstelik, diğer Anadolu evlerinden farklı olarak, bezemeli çıkma ve balkonların altında dekoratif motiflerle bezenmiş demirden dökme konsollar yer alıyor. Bergama’da evlerin, arazinin eğimine paralel olan ve birbirine paralel olarak bağlanan yollar arasına yerleştirildiğini görüyorsunuz. Çoğunluğunda da hımış tekniğinin kullanıldığı biliniyor…..

RENGARENK EVLERİN ARASINDA FOTOĞRAF SERÜVENİ….

Bergama evleri eski dönemleri andıran tarihi taş sokaklar arasında yerini buluyor. Dolaşırken kendinizi geçmiş yüzyıllarda hissediyorsunuz. Evlerde sokaklar da tarih kokuyor. Üstelik, evlerin rengarenk olması da içinizi ısıtıyor. Orada yaşama isteğine kapılabiliyorsunuz.  Daracık sokakların arasında oynayan çocuklar da çevreyi süslüyor.Evlerin eski mimari de ve yan yana dizilmiş olması da, fotoğrafçılara da gayet iyi malzemeler çıkarıyor.

IMG_0336.JPG

Bergama’da evlerin sokağına girmeden önce yörede en gelişmiş el zanaatlarından birisi olan kilimcilere ve halıcılara rastlıyorsunuz. Dünya çapında ünlü olan çeşitli renk ve özellikteki Bergama halıları etnografik açıdan değerli görülüyor. Yakından baktığınızda el emeğini hissedebiliyorsunuz.

IMG_0288

Taş evlerin sokağının girişinde, tarih kokan yapıların birbirine ne kadar yakın mesafede konumlandırılıyor. Yakın plan çekimi yaptığınızda dokuların ne kadar eski ve dayanıklı olduğunu anlıyorsunuz. Bu fotoğrafta tarihi taş dokulu evle, mavi pencereli sarı evi bir kareye alarak kadrajlamaya çalıştım. Evler biraz perspektif açılı görünüm vermiş oldu.

IMG_0292.JPG

Sokaklar dar olduğu için çekimler de daha çok yakın plan yapılabiliyor. Bir önceki fotoğrafta yer alan mavi panjurlu sarı evin bu karede, ne kadar eski bir dokuya sahip olduğunu görebiliyorsunuz. Dış cephedeki duvarların soyulduğu anlaşılıyor. Ancak mavi panjurlar evi biraz olsun süslemeyi başarıyor.

IMG_0296.JPG

Sarı panjurlu ev çıkmaz bir sokağa konumlanmıştı. O sokaktan çıkıp düz devam ettiğinizde çok az yüksekliği olan yokuş bir yol sizi karşılıyor. Yolun dönüşünde de, altı kırmızı beyaz panjurlu evi görüyorsunuz. Dönüş kısmı yüzünden binalar birbirine çok yakın değildi. Biraz daha rahat çekim yapılabiliyor. Bu evler mimari ve perspektif çekim için oldukça iyi bir malzeme oluşturmayı başarıyor. Diegonal çektiğinizde ortaya çıkan görüntü daha hoş olabilir….

IMG_0302.JPG

Küçük sokaklardan yukarı doğru çıktığınızda mavi boyalı ahşap kapısıyla süslenen taş evle karşılaşıyorsunuz. Bu karede, evlerin olduğu kadar yolların da eski dokularla kaplandığını fark edebiliyorsunuz. Arnavut kaldırımını andıran taş dokuyla süslenmiş yollar arasında evler bir köprü görevi üstleniyor…

IMG_0312.JPG

En sevdiğim karelerden bir tanesi olma özelliğini gösteriyor. Yokuş aşağı indikten sonra, biraz eğilerek çektiğim bir kadraj oldu. Odak noktam evin alt kısmından üst kısmına çıkmaktı ve ön plana çıkan da evin üst katı oldu. Evin etrafındaki yeşilliklerle fotoğrafı süsleme imkanı buldum. Bu ev biraz da köy evlerini anımsatıyor..

IMG_0321.JPG

 

Çerçeve yaptığım kadrajlardan bir tanesi de bu oldu. Gezinin sonlarına doğru aşağı inerken sokakla beraber, karşılıklı duran iki evi birleştirmeye çalıştım. Sağ taraftaki evi tam olarak kadrajıma alamasam da üst katındaki yeşillikler fotoğrafı süslemeye yetti. Ayrıca sol taraftaki evin önünde duran motosiklette, oralarda hayat olduğuna dair bir işaret veriyor. Sokağın gerisinin de fotoğrafta çıkması sonsuzluğa gidiyormuş gibi bir hava veriyor. Bu fotoğrafla da tarihi Bergama evleri gezimi sonlandırmış bulunuyorum. Özellikle yaz aylarında gidilmesini tavsiye ediyorum. Hava güzelken o taş dokuların arasında gezmek ayrı bir keyif veriyor…

 

 

ELİMİZDEKİ HAZİNELERDEN KÜÇÜK MUSTAFA PAŞA HAMAMI’NA YOLCULUK

Geçtiğimiz günlerde fotoğraf ekibimle birlikte Fatih’in Cibali semtinde yer alan, şimdilerde kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nı ziyaret ettik. Hamamın tavanındaki dekorlardan, duvarlarına ,camlarından süzülen ışık yansımalarından içindeki tarihi yapılara ve sergilenen eserlere kadar her bir ayrıntıyı kadrajıma almaya çalıştım. Öncelikle hamamın tarihsel geçmişi hakkında bilgi verip, sonrasında içinde ve dışında gerçekleştirdiğim fotoğraf çekimlerim üzerinden devam edelim..

Hamamın Tarihsel İzleri

Küçük Mustafa Paşa Hamamı, İstanbul’un Fatih bölgesinde, 2000’li yıllarda sanatsal etkinliklerin çoğaldığı, Haliç kıyısına yakın Cibali semtinde konumlanmakta ve tarihi 15.yy’a uzanmaktadır. Lokasyon olarak, Ayakapı semti, Küçük Mustafa Paşa Mahallesi, Müstantik Sokağı ile Kara Sarıklı Sokağı’nın kavşağında yer almaktadır. İstanbul’u fethetmesiyle ünlü olan Fatih Sultan Mehmet döneminde, Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış ve vakfiyesi 1477 yılında düzenlenmiştir. Çifte hamam olarak, hem erkek, hem de kadınlara hizmet vermek üzere tasarlanmış, yaklaşık 1900 m2’lik alana yayılmaktadır. İki bölümde de soğukluk, soyunmalık, camekan-ılıklık-sıcaklık, halvet bölümleri birbirini takip etmektedir. Tarihsel yapı içerisinde, Türk hamamlarının geleneksel yerleşim düzeni ve mekân çözümlemeleri uygulanmıştır.

Küçük Mustafa Paşa Hamamı, 1920’li yıllarda Vakıflar İdaresi’nden çıkarılmış ve özel mülkiyet himayesinde kendine yer bulmuştur. Buna ek olarak, 20 Nisan 1974 tarihinde alınan 7773 no’lu kararla, T.C Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından tescil edilmiştir. Hamam 1996 yılından beri Mermeriş Ticaret Türk Anonim Şirketi mülkiyetinde yer almaktadır.

TARİHSEL BİR GEZİNTİ

Hamamdan içeriye girdiğinizde kendinizi tarihsel bir yolculuğun içinde buluyorsunuz. Tavandaki küçük yuvarlak noktalardan içeriye sızan ışık yansımaları, yapının her bir köşesinde geçmişten günümüze gelmiş dokular Osmanlı zamanlarına dönmüşsünüz gibi oluyorsunuz .Gezinti, ilkte hamam değil de bir müze ya da eski çağlardan kalma bir mağaraya gelmişsiniz gibi bir his verebiliyor. Mekana girip düz bir şekilde devam ettiğinizde karşınızda eski bir giriş sizi karşılıyor. O eşikten geçtiğinizde hamamda olduğunuzu anlıyorsunuz. Çünkü, her bir köşede geçen yüzyılların da etkisiyle biraz hoyratlaşmış, kırılmış taş parçaların da yer bulduğu, yıkanma yerlerini görüyorsunuz. Eşikten sol tarafa devam ettiğinizde, mekan artık kültür ve sanat kurumu olarak da kullanıldığından güncel olarak sergilenen eserlerle karşılaşma şansınız yüksek oluyor. Benim gittiğim zamanda İstanbul Bienali’nin bir parçasıyla Küçük Mustafa Paşa Hamamı’nda karşılaşma şansım oldu. Yıkanma yerlerinin ağırlıkta olduğu bu bölümde bienalden bazı eserler sergilenmekteydi. Fotoğraf ekibimle orada bulunduğum için kadrajlarımda hamamla birlikte bu eserleri de birleştirme fırsatım oldu. Şimdi fotoğraf çekim serüvenimi anlatayım….

HAMAMDA FOTOĞRAF SERÜVENİ

Yansımalar Karanlıktan Aydınlığa Çıkarıyor….

Hamamın verdiği en iyi malzemenin çoğu açıdan, ışık yansımaları olduğunu söyleyebiliriz. Kapıdan içeriye girdiğinizde loş bir karanlığın hakimiyetini sürdürdüğünü görüyorsunuz. Ancak, hamamın kubbesinden aşağıya doğru yansıyan ışıklar gözünüze çarpan ilk ayrıntılar oluyor. Hamamın her bir köşesinden içeri yansımakta olan ışıklar sizi biraz olsun karanlıktan aydınlığa da çıkarıyor. Üstelik bu ayrıntılar, fotoğraf makinelerini de süslemeyi ihmal etmiyor. Işık ve yansımalar üzerine çalışma yapmak için Küçük Mustafa Paşa Hamamı en doğru mekanlardan biri olma özelliğini koruyor.

IMG_2348

Severek çektiğim fotoğraflardan bir tanesi… Tavandaki dokularla, kubbenin tepesinde bulunan, birazda tarihi devirlerden kalma aynaları anımsatan camdaki yansımanın birbiriyle uyumunu, ışığı odak noktası seçerek kadrajıma aldım. Ortaya çıkan görüntü bir ışık yansımasından çok duvara asılan eski antika ayna, ya da bir çeşit tarihi objeyi andırır gibi oldu.

IMG_2440

Yukarıda gördüğünüz fotoğraf ilk bakışta sizde bir cami kubbesinin içinden yansıyan ışıkların izlenimi uyandırabilir. ilkinden farklı olarak kadrajıma, kubbenin tepesindeki eski ayna görünümlü küçük pencereye, aşağıya doğru inen iki pencereyi ekledim. Üç ışık yansımasını birleştirmeye çalıştım. Makine değerlerini iç mekana uygun bir şekilde ayarladım. Fotoğrafta, hamamın içindeki loş karanlığı kubbenin küçük pencerelerinden yansıyan ışığın hamamın tavanından içine dek yarattığı aydınlığı vermeyi denedim..

IMG_2434

Bu fotoğraf keyif alarak çektiğim karelerden biri olma özelliğini koruyor. Hamamın buharlı penceresinden içeri dolan ışık yansıması, karanlık olan iç mekanı aydınlatarak etrafındaki silüetlerle hoş bir kompozisyon oluşturuyor…

IMG_2450

Hamamın dışında çıktığınızda kubbe size bir cami görünümü verebiliyor. Bu tarz bir kare çıkarmak için ya kubbenin yakınına gitmek ya da objektifinizle iyice yakınlaşmak gerekiyor. İki kubbeyi odak noktası alıp makine değerlerini dış mekanın ışık miktarına uygun olarak verdim. Fotoğraflarda, kubbenin üstündeki tarihi dokular hala yeni gibi duruyor ve oldukça dikkat çekiyor….

IMG_2358

Bienalin bir parçası olan ve hamamda en çok ilgi gören eserlerden bir tanesi. Fotoğrafçılar için de nadir bulunan malzemelerden biri olma özelliğine sahip. Yakın plan çekimle odak noktalarını ayarlayarak eserin üzerindeki ayrıntılar ve dokular gün yüzüne çıkıyor….