SİNEMALARDA 13 TEMMUZ-20 TEMMUZ HAFTASI

 

– Bu hafta 6 yabancı, 1 animasyon ve 3 yerli omak üzere, 10 yeni film vizyondaki yerini alıyor. Keyifli seyirler..

3908878_jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx

OTEL TRANSİLVANYA 3: YAZ TATİLİ

Dracula ve ailesini bu seride lüks canavar gemisinde yeni maceralar bekliyor. Mavis lüks bir canavar gemisinde ailesiyle birlikte tatil organize eder. Bu organizasyon Dracula’ya hazırlanan bir sürprizdir. Otelde çok çalışan Dracula arkadaşlarıyla beraber bu geziye katılır. Gemi seyahatindeki tüm imkanlar canavarları mutlu eder. Ancak Dracula gönlünü geminin tehlikeli kaptanına kaptırınca her şey değişecektir.. Yönetmenliğini Tenky Tarkakovksy’nin üstlendiği animasyon filminde karakterlere, Adam Sandler, Selena Gomez ve Andy Samberg gibi oyuncular sesleriyle hayat veriyor.

Gökdelen-Skyscraper-2018-Full-HD-izle-240x320

GÖKDELEN

Will Sawyer eski bir FBI rehine kurtarma ekibi lideridir. Ancak, Çin’de görev başındayken, dünyadaki en uzun ve güvenli gökdelen ateşler içinde kalır. Bunun üzerine Will , suçlu durumda bulunur. Yangının gerçek suçlularını bulup kendini aklamak ve binanın içinde sıkışan ailesini de kurtarmaktan başka çaresi yoktur. Rawson Marshall Thuwber’in yönetmen koltuğunda yer aldığı gerilim filminin başrollerini Dwayne Johnson, Neve Campbell ve Chin Hna gibi oyuncular paylaşıyor.

http___media_cineblog_it_c_c7e_mary-shelley-trailer-e-poster-del-biopic-con-elle-fanning-2

MARY SHELLEY

Mary Wollstonecraft Godwin, felsefeci babasıyla Londra’nın 18.yüzyıl döneminde büyümüştür. Dünyada kendine ait bir iz bırakmayı her şeyden çok istemektedir. Beklemediği bir anda şair Percy Shelley ile yolları kesişince, kendini tutkulu bir aşkın içinde bulur. Yaşadığı bu ihtiraslı aşk Mary’nin beklediği fırsatı ayağına getirecek ve yaratacağı gotik eserine ilham verecektir. Haifaa Al Mansour’un yönetmenliğini yaptığı tarihi filmin başrollerinde, Elle Fanning, Douglas Booth, Pel Bowley gibi oyuncular izleyici karşısına çıkıyor.

0112187_jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx

 

TERMİNAL

Olaylar, kayıp bir şehrin karanlık bölgesinde yaşanıyor. Farklı, pek çok karakterin hikayesine de ışık tutuyor. Ölümcül hastalıkla boğuşan bir öğretmen, esrarengiz bi hademe, iki değişik yaşama sahip garson filmin konusunu oluşturuyor. Vaughn Stein’in yönetmen koltuğuna oturduğu gerilim filminde başrolleri, Margot Robbie, Simon Pegg, Mike Myers gibi oyuncular paylaşıyor.

5736843_jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx

DENİZ KIYISINDAKİ EV

Deniz Kıyısındaki Ev, ölümü bekleyen babaları için seneler sonra buluşan kardeşlerin öyküsünü izleyiciye sunuyor. Martin, Marsilya’da deniz kıyısına yakın evinde yaşamaktadır. Ancak ne yazık ki ölüm döşeğindedir ve fazla zamanı kalmamıştır. Yıllar sonra evlatlarını yanında bir araya getirir. Onlara küçükken aşıladığı idealleri koruyup koruyamadıklarını anlamak için test eder. Fakat, beklenmedik bir anda gelen davetsiz misafir evdeki dengeyi alt üst edecektir. Robert Guediguian’ın yönetmenliğini üstlendiği Fransız yapımı dram filminin başrollerinde, Ariane Ascaride, Jean Pierre Darroussin, Gerard Meylan yer alıyor.

DR_U1DFW4AEuT8x.jpg

KAPALAK KIZI

Hikaye 1990’lı yıllarda Karadeniz’de geçiyor. Hademelikten ekmeğini kazanan Ayşe, 19 yaşında güzel bir genç kızdır. Askerdeki sevgilisinin yolunu gözlemektedir. Ancak bir gün tüm hayatı cehenneme dönecektir. Çünkü okulun müdürü kıza tecavüz eder. Bu travmayı kaldıramaz ve canına kıyar. Evlat acısını kaldıramayan annesi ise intikam yemini eder. Okulun müdürüne büyü yaptırır. Ne yazık ki yaptığı kötülük kendisine geri dönecek ve büyü kızı Ayşe’yi vuracaktır. Ölen kız ruh olarak okulda herkes tarafından görülmeye ve korku yaymaya başlar.. Başrollerde Can Yavuz, Arifhan Durmuş ve Alperen Demirtaş gibi oyuncuların izleyici karşısına çıktığı korku filminin yönetmen koltuğunu Ramazan Özer ve Fatih Gürler paylaşıyor.

HO00003054_636663860648464974_bende-kal_png

BENDE KAL

Fikret babasından kalan berber dükkanını işletmektedir. Tıraştan sonra müşterilerine yaptığı masajla bölgede ününü yayar. Fakat, başarısı çok uzun sürmeyecektir. Taner diye bir adamın ona zorla masaj aleti satması tüm yaşamını alt üst eder. Bu da yetmezmiş gibi Taner’le birlikte, dükkana gelen mafya babası Altan’ın hayatını kaybetmesine neden olurlar. Mafyanın başlarına dert olmasını engellemek zorundadırlar. Bu yüzden cesedi yok etmek için koltukçu Rıza’nın yardımına ihtiyaçları vardır. Cesedi antika bir koltuğun içine koyup, ortadan kaldıracaklardır. Ancak, ne yazık ki mafya onları yakalar ve zorla her şeyi itiraf ettirir. Koltuğu geri almak için dükkana döndüklerinde, düzenbaz muhtar adayı Düzgün Söğüş onu Adana’ya götürmüştür. Mafya koltuğu bulmaları için onlara iki gün zaman verir. Fikret, Taner ve Rıza Adana’ya doğru yola çıktıklarında beklemedikleri bir serüven onları karşılayacaktır… Yönetmen koltuğunda Utku Uçar’ın yer aldığı komedi filminde, başrolleri Süheyl Uygur, Sadi Celil Cengiz, Peker Açıkalın ve Ruhi Sarı gibi oyuncular paylaşıyor.

HO00003055_636664759288588961_seytan-kulesi_png

ŞEYTAN KULESİ

Şeytan kulesi, lanetlenen deniz fenerini onarmak için adaya giden bir adamın öyküsünü izleyiciye sunuyor. Gazetedeki ilan üzerine kendini adada bulan Tom Boherty deniz fenerini onarmakla görevlendirilmiştir. Bu işi isteyen tek kişidir çünkü orada çalışmaya herkes korkmaktadır. Fenerin kötü bir ruh tarafından ele geçirildiğine inanılmaktadır. Tom’a çok geçmeden doğa üstü varlıklardan mesajlar gelmeye başlar. Adanın gizemli geçmişini keşfederken, kendi geçmişiyle de karşılaşacağından habersizdir.. Andrew Wiest’İn yönetmenliğini üstlendiği korku filminde başrollerde, Colton Christensen, Elizabeth Mouton ve Cary Dangerfield seyirci karşısına çıkıyor.

HO00003053_636663860648464974_dehset-yolu_png

 

DEHŞET YOLU

Altı üniversite arkadaşı bir arabada toplanıp gezmeye başlar. Fakat, yolda lastik patlar ve kendilerini ıssız bir adada bulurlar. Ne yazık ki bu bir kaza değildir. Hepsini sırayla öldürmek isteyen sinsi nişanncı tarafından pusuya düşürülmüşlerdir. Kurtulmak için yoldan bir araç geçmesini bekleseler de boşunadır. Çünkü nişancı akıl almayacak hamleleriyle gecelerini kabusa dönüştürür. Ortalık kan gölü olur. Gençler yaşamak için namlunun ucundan bir şekilde kaçmak zorundadırlar…Ryuhei Kitamura’nın yönetmen koltuğuna oturduğu gerilim filminde başrolleri, Jason Tobias, Rod Hernandez ve Graham Skipper paylaşıyor.

2800016_jpg-c_215_290_x-f_jpg-q_x-xxyxx

CİCİ BABAM

Cici babam, babalarının ölümünden sonra yeni bir cici babayla karşılaşan üç kardeşin öyküsünü seyirciye sunuyor. Kardeşler, ölen babalarının yerine, yeni birini kabullenemez. Bunun üzerine cici babayla, annelerini ayırmak için ellerinden geleni ardına koymazlar. Peki bu cici babayla kardeşler sonunda uzlaşmayı başarabilecek midir?. Yönetmenliğini Meltem Bozoflu’nun yaptığı komedi filminde başrollerde, Onur Atilla, Özgün Aydın, Onur Buldu gibi oyuncular izleyici karşısındaki yerini alıyor.

 

Reklamlar

SİNEMALARDA 25 MAYIS-3 HAZİRAN HAFTASI

Bu hafta vizyona üç yabancı, bir animasyon, beş yerli olmak üzere dokuz film vizyondaki yerini alıyor.

 

 

AZRAİLLE DANS

Niyazi, kardeşi Hasan ve annesi Gülizar ile beraber Ege’nin küçük bir kasabasında, hırsızlık yaparak yaşamını sürdürmektedir. Aynı zamanda, sünnet düğünlerinde araba ile çocuk gezdirmektedir. Ummadığı bir anda, azrailin karşısına çıkması Niyazi’nin hayatını tamamen değiştirecektir. Azrail Niyazi’nin canını almaya gelmiştir. Ancak, Niyazi onunla tavla oynayarak ömrüne bir hafta daha eklemeyi başarır. Bu kısa sürede, yaşamına dair büyük bir iz bırakmak ister. Fakat bu sırada, Azrail ve Niyazi’nin ablası Gülizar arasında aşk doğmaya başlayacak ve işler karışacaktır….Yönetmenliğini Sinan Uzun’un üstlendiği komedi filminde, Sinan Bengier, Tuğba Özay ve Yüksel Ünal gibi oyuncular başrolü paylaşıyor.

HAN SOLO:BİR STARWARS HİKAYESİ

Han solo dünyada en iyi olmaya yemin eder ve kendini kaçakçılık için bir araya gelen ekibin üyesi olarak bulur. Bu sırada ömür boyu yanından ayrılmayacak olan yardımcı pilotu, Chewbacca ile güçlerini birleştirir… Ron Howard’ın yönetmenliğini yaptığı bilim kurgu filminde başrolleri, Alden Ehrenreich, Woody Harrelson ve Emilia Clarke paylaşıyor.

HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN

Joe, haddinden fazla şiddete şahit olduğu için kendi mesleğini bırakmıştır. Artık, yaşamını seks tüccarlarının elindeki kızları kurtararak kazanıyordur . Newyork senatörünün kızını bulmak için kiralandığında bir komplo ağının içine düşeceğinden habersizdir. Bir süre sonra meslektaşları birer birer ortadan kaybolmaya başlar. Joe ise, kendisini yok etmek isteyenlerle savaşmak zorunda kalacaktır…Lynne Ramsay’ın yönetmenliğini üstlendiği gerilim filminde başrolleri, Joaquin Phoenix, Ekaterina Samsonov ve John Donav başrollerde yer alıyor. Film aynı zamanda, Jonathan Aman’ın aynı isimli romanından beyazperdeye uyarlanmıştır.

HÜRKUŞ:GÖKLERDEKİ KAHRAMAN

İlk Türk pilotumuz olan Vechi Hürkuş’un yaşamı beyazperdedeki yerini alıyor. Vechi Hürkuş, 16 yaşındayken uçma tutkusunun peşinden koşarak, ömrü boyunca yeni uçaklar üretip, pilotlar yetiştirdi. 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda da görev yaparak düşman uçağını düşürmesiyle bilinen, Vechi Hürkuş’un hayatını konu alan filmin yönetmen koltuğuna Kudret Sabancı oturuyor. Başrollerde ise, Hilmicem İntepe, Gizem Karaca, Miray Daner ve Bora Akkaş gibi oyuncular yer alıyor.

KAFİR

Yasemin ve Ufuk birbirlerine aşkla bağlı mutlu bir çifttir. Ancak bu mutluluk çok uzun sürmeyecektir. Yasemin’in kız kardeşi Ayşe’nin gördüğü kabuslar gerçekleşmeye başlar. Bir büyücünün kafir cinleriyle yaptığı büyüyle, Cubenna kabilesinden bazı doğa üstü varlıklar Yasemin’e musallat olmasıyla, hayat onlar için cehennemden farksız olacak….Hasan Gökalp’in yönetmen koltuğuna oturduğu filmin başrollerinde, Beyza Metin, Gamze Kırlı ve Selim Aygun rol alıyor.

KÜÇÜK CADI

Die Klenie Hexe, yeteneklerini doğru kullanabilmesi için bazı fedakarlıklarda bulunmak zorunda olan, küçük bir cadıdır. Onun en büyük hayali, festivalde dans etmektir. Fakat, gelecek yılki festivalde yer alabilmesi için, sınavı geçmeli ve kitaptaki bütün büyüleri iyi bilmelidir. Die Klenie Hexe çalışırken, tam zıttı olan kötü kalpli cadı Rumpumpel onun hayaline ulaşmasını engellemek için her şeyi yapacaktır….Yönetmenliğini Michael Schaerer’in üstlendiği fantastik filmin başrollerini, Karoline Herfurth, Suzanne Von Borsody ve Momo Beier paylaşıyor.

PETER PAN VE TİNKER BELL:SİHİRLİ DÜNYA

Peter Pan dostlarıyla beraber gizemli adada mutlu bir yaşam sürmektedir. Bu mutluluğun devam etmesi için, Peter Pan ve arkadaşları adayla beraber sihirli kitabı kötü güçlerden korumak zorundadır. Ancak, Kaptan Kanca ve korsanları, Peter Pan ve sevdiklerini yakalamayı başarır. Ada ve büyülü kitap artık güvende değildir. Tinker Bell, Peter Pan ve sihirli kitabı kurtarıp adayı eski mutlu günlerine kavuşturabilecek midir? Chandrasekaran G.’nin yönetmenliğini yaptığı animasyon filminde baş karakterlere, Michelle Molineux, Sarah Natochenny, Michelle Kreber sesleriyle hayat veriyor.

DEADPOOL 2

Deadpool rutin hayatını yaşarken, kahramanlık işlerine de devam etmektedir. Sevgilisi Vanessa ile mutlu bir birlikteliğe sahipken, gelecekten gelen davetsiz misafir Cable tüm düzenini alt üst edecektir. Cable gelecek için tehlike yaratan bir çocuğun peşindedir. Deadpool ise onu durdurmak için X-Force ekibiyle birlikte maceraya başlar…..David Leitch’İn yönetmen koltuğuna oturduğu aksiyon filminde başrolleri, Ryan Rynolds, Josh Brolin ve Morena Baccarin paylaşıyor.

YOL KENARI

Kasabada esrarengiz ölümler ve gizemli doğa olayları gerçekleşmektedir. Bütün bunlar olurken, genç bir adam kasabaya çalışmaya gelir. Kasaba kahvesinde iş bulan bu adamın, sırtında yer alan bir leke tüm kasabayı ayaklandırır. Herkes onun Mehdi olduğunu düşünmeye başlar. Tayfun Pirselimoğlu’nun yönetmenliğini üstlendiği gerilim filminde başrolleri, Ercan Kesal, Tansu Biçer ve Nalan Kuruçim paylaşıyor.

SEYR-EDERKEN ALEMİ KURDELEYİ KESTİ

IMG_6107Benimde içinde bulunduğum, Ayşe Akhan fotoğraf grubu kendi çekimlerinden oluşan karma sergiyle 7 Nisan cumartesi, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde açılışını gerçekleştirdi. Âlemdeki her şeyi kapsadığı için Seyr-Ederken Âlemi olarak ifade edilen serginin kurdelesini, fotoğraf eğitmeni Ayşe Akhan kesti.

Sergideki eserlere, Ayşe Akhan öncülüğündeki öğrenciler; Ayla Beşikçi, Ayşe Aycan Arıcan, Bihter Yılmaz, Bülent Özel, Büşra Akgümüş, Dilek Mert, Dilşat Yeğen, Esat Sarıkaya, Esra Kul Taşlı, Gülizar Sadıkoğlu, Gülşen Sayar, Nagehan Kösem, Olcan Tok, Osman Türkmen, Selma Topçu, Serpil Çiftçibaşı, Suzan Yılmaz, Suavi Mollaahmetoğlu ve Yavuz Selim Bayrak hayat verdi. Her katılımcının iki ya da üç çalışması sergideki yerini aldı.

Sergi, fotoğraf eğitimimizin bir senelik öğrenim sürecinin sonucu olarak ziyaretçilerin karşısına çıktı. Fotoğraflar, eğitimimiz  süresince gezilen yerlerden izler sunuyor. Doğa, portre, siyah beyaz ve iç mekan çekimleri olmak üzere değişik eserler görebilirsiniz. Sergiyi 13 Nisan 2018 tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

 

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ SERGİSİ “MOR” KOZYATAĞI KÜLTÜR MERKEZİ’NDE…

Kadınlar Günü’nün Ortaya Çıkış Serüveni

Ülkemizde kadınların değerini o kadar çok hissedemesek de, bizim de içinde bulunduğumuz Dünya Kadınlar Günü yaklaşıyor. Bilindiği gibi Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün çıkışı, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin Newyork kentinde yaşanan acı bir olaya dayanıyor. Çalışma şartlarının iyileşmesi için işçiler grev yapmaya kalkıyor. Bunun üzerine de, polis tarafından fabrikaya kilitleniyorlar. Çıkan yangın sonrasında, çopu kadın olan 129 işçinin hayatını kaybetmesi de bir dönüm noktasının başlangıcı oluyor. 1910 yılında, 2. Enternasyonal, Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplandı. Bu toplantıda, Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi. Oy birliğiyle de kabul edildi. Dünya Kadınlar Günü ilk 19 Mart 1911’de anıldı. Birleşmiş Milletler tam 66 yıl sonra, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etti.

MOR SERGİSİ ZİYARETÇİLERİNİ BEKLİYOR

Kadınlar günü yaklaşırken, 8 Mart ile ilgili yazılar, eylemler ve sanatsal etkinlikler de kendini göstermeye başladı. Sergiler bu etkinliklerin başında geliyor. Pek çok sanat galerisinde ya da kültür merkezinde, Kadınlar Günü’nü simgeleyen, fotoğraf ve resim sergileriyle karşılaşmanız mümkün gözüküyor. Kadıköy Belediyesi bünyesinde yer alan Kozyatağı Kültür Merkezi’nin A galerisinde de “Mor” adındaki sergi ziyaretçilerini bekliyor.

HER ÜRÜNÜN İÇİNDE BİR MOR…

Sergi de her bir çalışmanın içerisinde mor rengi bulunuyor. Mor kişiye aslında, pek çok şeyi anımsatıyor. Hele kadınlar söz konusu olduğunda aklımıza çok fazla düşünce geliyor. İlk de şiddet gören kadınlara ithafen Mor Çatı Kadın Sığınma evleri bu fikirlerin başını çekebiliyor. Çünkü toplumumuzda şiddet gören, tecavüz ve cinayet kurbanı kadın sayısı her geçen gün artıyor. Fakat, bu adı almasına en iyi açıklamayı, renk psikoloji uzmanı Harald Braem getiriyor. Erkeksi kırmızı ile, kadınsı mavinin karışımını mor rengi alıyor. Üstelik, kadın hareketleri açısından, tüm hakların eşitliğin, simgeliyor. Bu yüzden kadınlar dünyada, hakların eşitliğini savunmak, kendilerine uygulanan her türlü şiddete dur demekve seslerini herkese duyurmak adına eylemlerinde “mor” rengini kullanıyor.

unnamed

Kozyy’nin üst katındaki Gazanfer Özcan Sahnesi’ni de görebileceğiniz, A salonunda yer alan sergi foto blog şeklinde devam ediyor. Çeşitli sanatçıların eserleri yer alıyor. Eser sahiplerinin isimleri foto bloğun sağ alt köşesinde yazıyor. Bir fotoğrafta duvarı mor görüyorsunuz. Başka bir çalışma da sadece, arkası dönük kapıya yapışık, kadın figürünün üzerindeki elbise de mor tasvir ediliyor. Bazı fotoğraflar da hiç kadın yer almıyor. Mor bir çiçeği yakın planla çekilip, kadınlara ithaf edildiğini anlıyorsunuz. Çok farklı çalışmalar da kendini gösteriyor. Keman çalan bir kadının sadece şapkasındaki mor renk dikkat çekiyor. Buna ek olarak, sahnede gösteri yapan balerinin etrafındaki ışıkla ifade edilen mor, yaratıcı ürünlerin arasında kendini gösteriyor.

Sergiyi 18 Mart’a kadar Kozzy Alışveriş Merkezi’nin üst katındaki A salonunda ziyaret edebilirsiniz.

 

 

TEKNOLOJİK ALETLERİN KİŞİLERİ ESİR ALMASI…..

Teknolojinin Bize Getirdiği Kolaylıklar….

Teknolojik aletler günümüzde yaşamımızı epeyi kolaylaştırıyor. Yurtdışına gittiğimizde eskiden ayda bir telefonla konuşma şansımız olurken, artık görüntülü konuşma özelliği sayesinde her gün sevdiklerimizle hasret giderebiliyoruz. Önceden bir konu hakkında bilgi edinmek ya da ödevlerimiz için kütüphanelere giderken, elimizi cebimize atıp anında Google dan bulabiliyoruz. Alışverişi bile internet üzerinden yapabiliyoruz. İki üç gün sonra siparişimiz kapıya geliyor. Mağazalara gitmemize gerek kalmıyor. Gazete ve dergilerin bile uygulamalarını indirip telefonumuzdan okuyoruz. Bayilere gidip gazete almaya uğraşmıyoruz. Üstelik, yol tariflerini bile telefonlarımızdan takip ediyoruz. Uzak bir yere gideceğimiz zaman adres sormak yerine, navigasyon bizi çok rahat yönlendiriyor. Kestirme yollardan kısa sürede gideceğimiz yere varabiliyoruz. Teknolojinin sağladığı faydaları göz ardı etmemiz olanaksız gözüküyor. Ancak, biraz da, sebep olduğu olumsuz durumlara değinmek gerekiyor…

Bağımlılıklara Yol Açıyor….

Akıllı telefonlar günümüzde her yaştan kişilerde bağımlılıklara yol açıyor. Üçüncü el gibi bir hal alıyor. Kimse telefonuna bakmadan duramıyor. “Acaba kimden mesaj geldi, fotoğrafımı kim beğendi, sosyal medya da neler oluyor?” diye merak edip telefonu elimizden düşürmüyoruz. Dışarıda arkadaşlarımızla buluştuğumuzda oturduğumuz yer genellikle priz köşeleri oluyor. Çünkü telefonumuzun şarjının bitmesine dayanamıyoruz. Sosyalleşmek için dostlarımızla bir araya geliyoruz ancak yan yana iki yabancı gibi hal alabiliyoruz. Telefonumuzun içine hapsoluyoruz. Hiçbir şey yoksa bile bakmadan duramıyoruz. Sosyal medyada boş boş dolanırken kendimizi buluyoruz. Aile ortamlarında da yabancılaşmalar meydana geliyor. Aynı odanın içerisinde yabancıyı oynuyoruz. Çünkü birbirimizle değil, elimizdeki telefonla meşgul olmayı tercih ediyoruz. Evden içeri girdiğimizde birbirimize merhaba demeyi bile unutup o küçücük aletin bizi esir almasına göz yumuyoruz. Teknolojinin o kadar çok kölesi haline gelmişiz ki, kitap okurken bile on dakika da bir telefona bakmak istiyoruz. Sadece bizi değil, çocuklarımızı da esir almasına izin veriyoruz.

Çocuklar Asosyalleşiyor.

Çocuklar doğar doğmaz tanıştıkları şey cep telefonu kamerası oluyor. Bilinç altlarına yerleşiyor. Bir şeyleri algılamaya başladıklarında keşfetmek istedikleri ilk şey cep telefonu oluyor. Büyüklerin elinden almaya çalışıyorlar. İçinde ne var merak ediyorlar. Çünkü yanlarında o kadar çok cep telefonuyla zaman geçiriliyor ki, onlarda çok önemli bir şey olduğunu düşünüyor. Aslında tek yaptığımızın, sosyal medyada gezinmek, mesajlaşmak ve bir şeyler paylaşmaktan ibaret olduğunu bilmiyorlar. Çizgi filmleri televizyon yerine cep telefonu ya da tabletten izletmeyi tercih ediyoruz. Çünkü eline o aleti aldığında, biz de bir ölçüde rahat ediyoruz. Ancak ona büyük bir kötülük yaptığımızın farkında bile olmuyoruz. Bir kere alıştı mı ardı arkası kesilmiyor. Televizyon yerine elinde hep o küçük tableti istiyor. Oyuncaklarıyla oynamak, sokağa çıkmak, arkadaşlarıyla olmak ona cazip gelmiyor. Pencereden dışarı baktığınızda parkları, sokakları artık boş görürsünüz. Çünkü teknoloji bütün çocukları esir alıyor. Yolda, minibüste, otobüste yetişkinlerin yanında, çocukların da elinde bir telefon, tablet, kulağında da kulaklığa rastlamak mümkün oluyor. Kimse kimseyi duymaz hale geliyor. Peki teknolojinin bizi tutsak etmesine nasıl engel olabiliriz?

Çocuklara Öğretmekle Başlamalı…

Çocuklarımıza öğretmeye başlarsak, sıra kendimize de gelmeye başlar. Çocuklar için belli saat aralığında tabletten, çizgi film izleme izni vererek başlayabiliriz. Onlara koyacağımız yasakları aynı anda kendimize de uygularsak faydalı olabilir. Çocukları sosyalleşmeleri için sokağa çıkardığımızda, biz de telefonu evde bırakarak iyi örnek olabiliriz. Onlara kitap okuma saatleri belirleyip aynı zaman diliminde biz de telefonu uzak bir yere koyup kitap okuyabiliriz. Oyuncaklarıyla oynarken telefonu, tableti kaldırıp onlara eşlik edebiliriz. Çünkü çocuklar büyüklerden ne görüyorsa onu doğru bilip uyguluyorlar. Kendimizi frenleyip, bağımlılığın farkına vardığımızda gerisi çok zor olmayacaktır…

 

 

AKÇAKESE KUMSALI, KIZILDERİLİ KÖYÜNDE BİR GEZİNTİ

Ayşe Aycan Arıcan

Geçtiğimiz aylarda fotoğraf ekibimle birlikte Şile’nin Akçakese bölgesinde küçük ama güzel bir köy keşfettik. Kızılderili Köyü Woody Ville adıyla bilinen, kovboy filmlerinden fırlamışçasına duygu veren bu mekanda hem gezdik, hem de fotoğraf çekimleri gerçekleştirdik…

DİNLENMEK İÇİN İDEAL BİR MEKAN…

Kızılderili Köyü’ne ilk girdiğinizde eski kovboy filmlerinin içine girmiş gibi hissedebiliyorsunuz. 1970’li yılların kovboy filmlerindeki karakterler kulübelerin duvarlarında siyah beyaz sizleri karşılıyor. Ahşap kulübeler içinizi ısıtıyor. Mavi panjura sahip, merdivenli küçük şirin bir sarı kulübe görüyorsunuz. Hatıra fotoğrafı çektirmek isteyenler için iyi bir malzeme olduğunu söyleyebilirim. Üstelik Woody Ville adında bir nargile cafeyi de içinde barındırıyor. Yan yana dizilmiş ahşap evler ve sımsıcak bahçeleriyle şehirden uzaklaşıp dinlenmek isteyenler için eşsiz mekânlar arasında yerini koruyor. Salıncaklar ve çardak seçeneğini de sahil manzarası eşliğinde tatil severlere sunuyor. Dalgaların sesi ruhunuza işliyor. Bunun yanı sıra kendinizi bir çiftlik hayatı içerisinde hissediyorsunuz. At binmek isteyenler için köyün içerisinde atlar bulunuyor. Atların çevresini de yemyeşil ağaçlar…

View original post 254 kelime daha